19/11/2009 - sana....söz verdik: )
Ben umdugumu buldum hayattan oda sen Gördüğüm duyduğum en güzel sey Onunda adı sen
Söz verdik biz Allah’a Candan öte bir aşkla Bir daha gelsem dünyaya Yine sen ol yanımda
Kücücük fırtınalar bizi bizden edemez Kederli mutlulukla sınandık Yinede aşkımız bitmez
Söz verdik biz Allah’a Candan öte bir aşkla Bir daha gelsem dünyaya Yine sen ol yanımda
nalan: )
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/11/2009 - bir kadını ağlatmak...
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
Yılmaz Erdoğan
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/11/2009 - gideceksen...
gideceksin... ben günleri şimdiden birbirine eklemeye başlamışken,içinde kopan fırtınaları,korkularını anlatmayıp bana sırt çevirmene gözüyaşlı bakıyorum...
hayat zor biliyorum,ne kolay ki diyeceksin..
değil..
ama ya aşk,ya birbirine sokulamk,sokulurken duyduğun huzur..o kolay mı..
ben en son ne zaman alnımdan öptüğünü,"hayatım" dediğini unuttum..
soramam.. sormaya cesaretim yok... kırgınım.. dağlar kadar denizler kadar..ve ıssız kalbim..ben seni özleyeceğim zamanları mercan maviliklere saklarken..
sen şimdiden senimi benden almaktasın...
içimde sessiz çığlıklar..sanki sevmke suç,öpmek suç...
yanında olmak suç gibi..
ve ben seninle iki kelam edememenin yokluğunda... kendi odamın duvarına baka baka ağlıyorum..
gel demeni bekliyorum.. sana ihtiyacım var demeni... birlikte uyuyalım..
ben konuşayım sen dinle demeni..
bana gülüm demeni bekliyorum...
ama sen bana hep git der gibisin...
canımın acısını sessiz çığlıklara sakladım...
ben genede seviyorum..
ben genede özlüyorum şimdiden seni...
çünkü sana bakmak..
hep bir mucizeye inanmak olacak...
a.kk
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/11/2009 - ben bilemedim...

Seni seviyordum ve senin bundan haberin vardı!
her sevişimde, biraz daha şımarıyordu benliğin.. bizden daha çok, ben oluyordun nedense… ben sana her dokunduğumda yeni baştan doğuyordum, sen ise benden yitip gitmeyi tercih ediyordun. Evet, seni seviyordum hiç hesaplamamıştım ki bu denli sevmeyi. En basit olanından severim sandım biraz aşk, biraz kıskançlık, iki koklaşma, bir öpüşme gibi bir formülü var sandım ben Bilemedim ki dudakların üşüyen ellerime değdiğinde, artık bedenimin her köşesinin sana ait olduğunu Ben bilemedim sana seni seviyorum derken, aslında dünyayı saracak kadar kelime tükettiğimi Her baharı senle getirip, her kışa senle bakacağımı hiç düşünememiştim Yıllar geçerken avuçlarımın içinden, ben hesaplamadım her doğum gününü planlayacağımı, vitrindeki her kıyafetini üstüne yakıştıracağımı Yıldönümümüzü iple çekip, Sen hayatta gül diye benim çoğu zaman ağlayacağımı Ben bilemedim, bir gün bana ,”seni terk edebilirim, bu aşkta bitebilir” diyeceğini Ben bir gün sana kırılıp bunu sana söyleyemeyeceğimi Senin ellerinin beni ısıtmak yerine soğuduğunu tahmin edemedim Beklide senin beni daha az sevdiğini hesaplayamadım… Ben aslında biz olmanın yanında, ben olmayı hiç istemedim ki Ben hala seni seviyorum… seninde beni sevdiğini biliyorum Kışları çıkar aramızdan Çünkü ben çok üşüyorum
a.kk
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Birgun kendime neden yaşadığımı sordum; bir anlamı olmalıydı başımdan gecen onca şeyin; bir karşılığım olmalıydı hayatta.Bu soruyu sorduğumda kendime "yirmi üç" yaşındaydım. Ellerim yaşlanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum, bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım....
VE ÖĞRENDİM Kİ ! ,
Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın..
<%Calendar%>
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK KÖŞESİ
"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!"
ATAM İZİNDEYİZ...!!!
Mavi Yapraklar
|